K A R D E L E N
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde
Prof. Dr. Türkan Saylan Anısına
“Her eğitimli kadının bu Cumhuriyete borcu var.”
Doğu Anadolu’nun sert ve uzun kışlarında, kar henüz toprağı terk etmeden açan narin ama dirençli bir çiçek vardır; Kardelen.
Soğuğa meydan okur.
Karanlığı yarar.
Toprağın altındaki umudu görünür kılar.
Ülkemizde nice kardelenlerin açmasına vesile olan Sayın Türkan Saylan anısına….
Bir Ömürlük Adanmışlık
13 Aralık 1935’te İstanbul’da dünyaya gelen Türkan Saylan, eğitim hayatına Kandilli Kız Lisesi’nde başladı. Ardından İstanbul Tıp Fakültesi’ni 1963 yılında bitirdi.
Henüz tıp öğrencisiyken iki çocuk annesi oldu. Aynı dönemde iki kez tüberküloz geçirdi. Hayat onun için erken yaşta mücadele demekti. Fakat o, mücadeleyi kader olarak değil, sorumluluk olarak gördü.
1958 yılında Bakırköy Akıl Hastanesi’ne yaptığı bir ziyaret sırasında, cüzzamlı hastaların insanlık dışı koşullarda yaşadığını gördü.Bu ziyaret, onun hayatının kırılma noktası oldu.
O gün yalnızca bir doktor değildi artık.Bir vicdanın sesi olmuştu.
Uzmanlığını Deri ve Zührevi Hastalıkları alanında yaptı. 1968’de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı’nda başasistan oldu. İngiltere ve Fransa’da eğitimler aldı; bilimsel çalışmalar yürüttü.
1976 yılında lepra (cüzzam) üzerine yoğunlaştı.Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı’nı kurdu.
Hastaların yalnızca tedavisini değil, insan onuruna yakışır yaşam koşullarını da savundu.
1986’da Hindistan’da Uluslararası Gandhi Ödülü’ne layık görüldü. Dünya Sağlık Örgütü’ne lepra konusunda danışmanlık yaptı.Uluslararası Lepra Birliği’nin (ILU) kurucu üyesi ve başkan yardımcısı oldu.
Bilimi yalnızca akademik bir unvan olarak taşımadı;onu insanlık için bir hizmet alanına dönüştürdü.
Kardelenler Projesi: Bir Eğitim Seferberliği
1989 yılında, Atatürk ilke ve devrimlerini yaşatmak; çağdaş eğitim yoluyla çağdaş bireyler yetiştirmek amacıyla kurulan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı ve uzun yıllar genel başkanlığını yürüttü.
Onun için eğitim, yalnızca bireysel başarı değil; toplumsal dönüşümün anahtarıydı.
Özellikle kız çocuklarının eğitimi için başlatılan burs projeleri, Türkiye’nin dört bir yanında “kardelenler” yetiştirdi.Kırsalda, yoksulluk içinde, imkânsızlıklar arasında büyüyen binlerce kız çocuğu onun sayesinde okula devam etti.
O, bir çocuğun eline kalem verdiğinde;aslında bir ülkenin geleceğini aydınlatıyordu.
8 Mart’ın Işığında Türkan Saylan
8 Mart Dünya Kadınlar Günü;eşitliğin, emeğin ve direnişin günüdür.
Türkan Saylan;
• Eşitlik: Eğitimde fırsat eşitliği için verdiği mücadele
• Emek: Lepra hastalarına adanmış bir ömür
• Direniş: Hastalıklara, yoksulluğa ve cehalete karşı yılmadan süren çaba
İle bu üç kelimenin yaşayan karşılığı oldu.
18 Mayıs 2009’da kanser nedeniyle aramızdan ayrıldı. Fakat onun yaktığı ışık hâlâ yanmaya devam ediyor.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği her yıl “Türkan Saylan Sanat ve Bilim Ödülleri” ile onun adını yaşatmaya devam ediyor.
Kardelen Olmak
Kardelen olmak;
zor koşullarda açabilmektir.
Kardelen olmak;
soğuğun içinde umudu koruyabilmektir.
Kardelen olmak;
başkalarının hayatına bahar getirmektir.
Türkan Saylan yalnızca bir hekim değildi.
Bir Cumhuriyet kadınıydı.
Bilimin, vicdanın ve eğitimin temsilcisiydi.
“Her eğitimli kadının bu Cumhuriyete borcu var.” sözünü hayata geçirip gerek sağlık alanında gerekse kardelen adını verdiği kız çocuklarının okuması ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması adına ülkemize büyük katkılar sunan Sayın Türkan Saylan’a
Saygı ve minnetle…
Tüm kardelenlere ve kardelen yetiştiren kadınlara…
Nilgün KARACA
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!