Makale

ÖZ SEVGİ ÖZ ŞEFKAT

08 March 2026 7 dk okuma
ÖZ SEVGİ ÖZ ŞEFKAT

ARADIĞIN BÜTÜN HAZİNELER İÇERİDE ÖZSEVGİ VE ÖZŞEFKAT

Kendini kırıldığın yerden iyileştirebilir misin? Kendini sevgiyle ve şefkatle onarıp yoluna devam edebilir misin? Sözlerin ve davranışların verdiği acıyı şerbete çevirebilir misin? Ya o sözler ve davranışlar aslında hayatın dengesini bozduğun içinse? Özünü sevgiyle yaratan, seni şefkatle sarmalayıp dünyaya gönderirken kendi sevgisini, kendi şefkatini yüreğine doldurduysa? Sen ise onu hep dışarıda ararken ihtiyacın olan her şey içindeyse ve sadece senin ona ulaşmanı bekliyor ve kapağını açmanı istiyorsa o hazine? Bir işin, bir ilişkinin, bir bağın peşine düşüp her olmayandan sonra diplere dalıp kendini o bataklıktan çıkarmak için daha çok çaba harcıyorsan? Sonra da o balçığın çamurunu temizlemek için daha da kendinden geçiyorsan? Her seferinde hayat bu mu, yaşamak bu mu diye sorguluyorsan? Her kendini toparladıktan sonra bir daha asla desen de her seferinde biraz daha umutla yeniden deniyor ve kendini yeniden aynı döngünün içinde buluyorsan? Neyi yanlış yaptığını anlamanın, kendini ve kendi gerçeğini tanımanın zamanı gelmedi mi? Hep daha çok vererek yaratmaya çalıştığın değerin aslında kıymet bilmeyenlerin elinde heder oluyorsa? Durmanın, sessizliğin içinden yükselecek sesleri duymanın zamanı gelmedi mi? Özene bezene seni yaratanın sevgisini görmezden gelip, taşıma suyla değirmeni döndürmeye çalışıyor olamaz mısın? İçinde coşan ırmaklardan akan, özünde saklı o sevgiyi, özsevgiyi kucakladığında tüm kavgalarının biteceğini bilseydin yine böyle mi yaşardın? Özün sevgi, gönlün sevgi olduğunda kendini kimsenin kucaklayamayacağı gibi kucaklayabilseydin o ilişkinin, o işin, o arkadaşlığın, o dostluğun, o ailenin peşinde koşar mıydın yine? Herkesten ya da her şeyden beklediğini, hayatını har vurup harman savurmak yerine kendine vermeye başlasaydın senin özündeki sevgiyle önce kendin sonra da çevrendeki herkes iyileşmez miydi? Bedenine en son ne zaman teşekkür ettin? Her gün nasıl da mükemmel bir iş çıkarıyor? Hatta belki bazılarını sana rağmen gerçekleştiriyor. Ruhuna ne zaman minnet duydun? Seni yoluna yönlendirmekten hiç vazgeçmediği için? Ya zihnin, onu ne kadar zorlarsan zorla yine senin en güzel iyiliğin için orada değil mi? Sağlıklı beslenmenin, sağlıklı gıdalarla bedenini beslemenin yanı sıra sadece onun için ne zaman hareket ettin? Başladığın diyetler başkalarına daha güzel görünmek için olduğundan geri tepiyor belki de. Sağlıklı olmak için formunu koruyacak olsan nasıl olurdu? Hayal kırıklığına uğradığın her sefer kendini daha çok yiyerek cezalandırdığın zamanlarda ne günahı var o güzel bedeninin? Ya da illa sağlığını mı kaybetmen gerekiyor ona iyi bakman için? Ruhunu nasıl besliyorsun? Ruhunun şarkısını duymak için zaman ayırıyor musun? Zihnin, onu nelerle dolduruyorsun? Yeni bilgilerle, bilimle, sanatla, müzikle, edebiyatla mı meşgul yoksa hayatı ağırlaştıran pek çok düşünceyle mi dolu? Kendine göstermen gereken sevgiyi, el açıp hep dışarıdan gelsin diye beklemek… Oysa sadece dışarıdan gelsin diye beklediğini usul usul kendine vermen gerekiyordu… Kendi toprağını kendin temizlemen, kendi tohumlarını toprağa ekip sabırla büyütmen gerekiyordu… Kendine olan sevgin kök salacaktı… Ki zaten özün sevgiydi. Özünün sevgi olduğunu kabul etmen yeterliydi, dışarıdan beklemek yerine… İnsan kendisini nasıl sever? Sevmediğin insanlarla, sevmediğin işlerle, bir türlü hayatını düzene sokamadığın halinle nasıl sevebilirim diyorsun değil mi? Seni sevemeyecek bir insanla ömür sürdürüyorsun, her gün başka bir yol deniyorsun, ama olmuyor. Sonra ne yaparsan yap bir arpa boyu yol gidemiyorsun değil mi? Kalbinin heyecanla çarptığı bir işe sahip de değilsin, değiştirmek için ya da bırakman için bir çaban da yok değil mi? Sence kendisini seven insan kendisini mutsuzluğa mahkûm eder mi? Sonra da o mutsuzluğun bedelini çevresindeki herkese ödetir mi? Ve uyandığı her günde kendisi olmayı seçebilecekken sanki kendisine ait olmayan bir hayatı yaşar mı? ✨ Özsevgi, belki de kendi elinden tutmaktır, kendini yeniden ayağa kaldırmaktır, omzuna hafifçe dokunup kendi kendine omuz vermektir kimse vermese bile… Özünü hatırlamaktır, kendini kendine hatırlatmaktır, ne olursa olsun aynada gördüğün kişiye gülümseyerek bakmak, sonra da kendini ve hayatını kucaklayabilmektir. Özünün sevgi olduğunu bilmektir ve o özün senden hiçbir şekilde alınamayacağına inanmaktır. Kalbini bir hazine gibi şefkatle kucaklamak, ihtiyaç duyduğun her şeyi kendi kendine verebilmektir… ✨ Bir gülü düşün… O güzel rengiyle açarken dikenlerini yok sayamaz. Gülü dalından ve dikenlerinden ayrı düşünemezsin. Senin de can yakan dikenlerin kendini sevmene ve sevilmene engel değil. ✨ Geçmişte sana verilemeyen ne varsa belki en çok onun için canın yandı, affet sevilemediğin her deneyimi… Sev kendini gönlünce, herkesten beklediğinden de güzel sev kendini. Sarıp sarmala yaralarını, kendini severek iyileştir, sonra da kalk ayağa, dimdik yürü… Özündeki sevgiyle ve şefkatle sarıl kendine ve hayata… Bak o zaman hayat senin kendine verdiğin sevgiyi nasıl da katlanarak sana geri verecek… O zaman tüm yaşam sevgiden ve şefkatten ibaret olacak. Çünkü sen senin önüne çıkan aynalara sadece özündeki sevgiyi ve şefkati yansıtıyor olacaksın. Ve kimseden beklemiyor olacaksın, senin içindeki kaynak coşup coşup sevgiyle taşacak… Yani asıl sen sevgi olacaksın… Sen şefkat olacaksın… Özün gibi… ✨ Geçmişte yaşadığın, yaşanılan ne varsa ilerlemekten sakın vazgeçme. Kendini sevebilmenin en güzel yolu kendini hatalarınla da kucaklayabilmekte. Özünde var olan güzellik ortaya çıkmayı bekliyor. Her gün filizleniyor, sana düşen sadece her gün her gün onu daha çok sevmek… İnan hayatını güzelleştirecek ve hayatını daha çok sevgiye açacak olan senin tam da içinde, kalbinde, özünde… Tuba İnanç

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!