MARİFETNAME BALIK BURCU
Rahmet Menzilinde Çözülen Mana
Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname’sini okurken her burçta başka bir eşiğe geliyorum. Her eşikte bir burcun öğretisini anlıyorum ama bazı burçlar öğretmekten çok çözer. Balık burcu benim için tam da böyle bir eşik. Kontrolün değil bırakışın eşiği. Oğlak burcunda sabırla ağırlaşan, Kova burcunda düşünceyle genişleyen yolculuk Balık burcuna geldiğimizde çözülmeye, yumuşamaya ve teslimiyetle derinleşmeye başlar. Düzen kuran akıl burada susar. Akışta olan kalp konuşmaya başlar. Genişleyen idrak bu kez akışa bırakılır. Bu geçiş hatırlatır ki her şeyi anlamak zorunda değilizdir. Bazen anlamdan önce emanete güvenmek gerekir.
Bu yazıda burç özelliklerini sıralamak yerine, Balık’ın işaret ettiği hâli birlikte düşünmek istiyorum. Balık burcu benim için sınırların silinmeye başladığı “ben” ile “bütün” arasındaki çizginin inceldiği bir bilinç hâli. Bu durakta insan kontrol etme arzusunu bırakmayı öğrenir. Direnmek yerine akmayı… Hesaplamak yerine hissetmeyi… Bilmek yerine teslim olmayı… Anlamaya çalışmak yerine akışın içinde kalabilmeyi… Çünkü hakikat bazen düşünerek değil teslim olarak açılır.
Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname’sinde Balık burcunun nasıl ele alındığını, merhametin, tevekkülün ve ilahi akışa güvenmenin bu burçta nasıl bir ahlak hâline geldiğini birlikte hatırlayacağız.
Haydi gelin, rahmetin suyuna birlikte dalalım.
“Her burcun bir hükmü, her hükmün bir hikmeti vardır. Kimi aklı genişletir, kimi kalbi yumuşatır.”
Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname
Zaman Oğlak burcunda ağırlaşmış, Kova burcunda genişlemişti. Balık burcuna geldiğimizde ise bu genişlik çözülmeye başlar. Bu burçta sınırlar belirgin değildir. Katı olan yumuşar, çizgiler silikleşir ve insan kendini daha büyük bir bütünün içinde hissetmeye başlar. Bu nedenle Balık burcu yalnızca bireysel bir bilinç hâli değil, varlığın bütünlüğünü idrak etme menzilidir.
Marifetname’de Balık burcu su menzilindendir. Onun mâhiyeti “soğuk ve yaş” olarak tarif edilir. Merhametli, yumuşak huylu ve kalbi rikkatlidir. Nefsi kırılırsa içine döner. Hakk’a yönelirse rahmet kapısı ona açılır. Su menzilinden “soğuk ve yaş” olarak tarif edilen bu ifade yüzeyde duygusallık gibi okunabilir. Oysa burada bir ahlak hâli anlatılır. “Soğukluk” nefsin aşırılıklarından uzak durmayı, “yaşlık” ise kalbin kuruyup katılaşmamasını, merhametin canlı kalmasını simgeler. Balık menzilinde insan merhametle sınanır. Bu menzilde merhamet yalnızca bir duygu değil, bir sorumluluktur. Balık, güçlü görünmekle ilgilenmez. Anlamak ve hissetmekle ilgilenir. Bu yüzden hassasiyet onun zayıflığı değil, kapısıdır. İbrahim Hakkı’nın “rikkatli kalp” vurgusu merhametin ve empati yeteneğinin altını çizer. Balık insanı başkasının acısını görmezden gelemez. Çünkü onun bilinci ayrılığı değil, birliği hisseder.
Bu burcun su oluşu, yalnızca duygusallık anlamına gelmez. Su aynı zamanda çözendir. Katı olanı yumuşatır, sert olanı aşındırır. Balık bilinci de böyledir. İbrahim Hakkı’ya göre kalp katılaştığında hakikati taşıyamaz. Bu nedenle Balık menzili kalbin arınması ve incelmesi için gelinen duraktır. Burada güç sertlikte değil, şefkatin taşıyıcılığındadır. İnsanın içindeki katılık zamanla erir. Bu nedenle Balık menzili hayatın sert derslerinden sonra gelen bir yumuşama hâlidir.
Marifetname’ye göre her burcun bir ahlaki öğretisi vardır. Her burç, insanı kendi nefsinden bir adım uzaklaştırmak içindir. Balık burcunun öğretisi de “tevekkül ve teslimiyet” tir. Modern astrolojide Balık burcu; sezgi, hayal gücü ve ruhsallıkla ilişkilendirilir. Ancak Marifetname’de bu hâl teslimiyet ve tevekkül üzerinden okunur. Burada teslimiyet vazgeçmek değildir. Elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Hakk’a bırakabilmektir. Balık burcu her ne kadar sınırsızlık ve kontrolsüzlük gibi düşünülse de kontrolün sınırlı olduğunu hatırlatır. Çünkü insan her şeyi planlayamaz, her sonucu yönetemez, her düğümü çözemez. Bazı şeyler akışta anlam kazanır. Bu menzilinde insan “ben ne yapmalıyım?” sorusundan çok “neye güvenmeliyim?” sorusuyla yüzleşir. Hikmet de burada başlar. Kalben güvenmeyi seçmek aslolandır. Sonrasında kalbi Vekil’e bırakmaktır. Yani Tevekkül. İbrahim Hakkı için tevekkül tembellik değil iradeyi kullandıktan sonra kalbi sükûna erdirebilmektir. Balık burcu da işte bu sükûnun burcudur. İnsanı “ben” merkezli düşünceden “bütünün” bilincine taşır.
Bütünün bilincine teslimiyet yalnızca kaderi kabullenmek değildir. İlahi aşka da kapı aralamaktır. İbrahim Hakkı’nın öğretisinde Aşk; aklı iptal eden bir sarhoşluk değil, kalbi arındıran bir yakınlıktır. İnsan burada sevginin merkezini değiştirir. Dünyevî bağların ötesinde, varlığı var eden kaynağa yönelir. Bu yöneliş benliği eritmez, onu şeffaflaştırır. İlahi aşk Balık menzilinde kalbi inceltir, merhameti derinleştirir ve insanı “ben”den “biz”e değil “ben”den “O’na” taşır. Çünkü Aşk kontrolün bittiği yerde başlar. İnsan kendi iradesini Vekil’e bıraktığında, sevginin hakiki kaynağını fark eder. Bu aşk bir insana yönelmiş gibi görünse de aslında Hak-ikat’e duyulan özlemdir. Kalp yumuşadıkça ayrılık duygusu azalır, birlik hissi artar ve aşk bir duygu değil bir hâl olur. Marifetname’nin işaret ettiği üzere doğru niyetle yumuşayan kalp ilahi aşkla hakikate açılır ve rahmetin taşıyıcısı olur. Bu yüzden Balık burcu yalnızca hissetmenin değil hissi hikmete dönüştürmenin menzilidir.
Burada sevgi sahiplenmez,
Teslim olur.
Aşk talep etmez,
Güven duyar.
Kalp arındıkça,
Manâ kendiliğinden çözülür.
Burası ilahi aşka en açık menzildir.
Ve bu menzilde insan şunu idrak eder;
Aşkla yürüyen kalp asla yönünü kaybetmez.
Bazen çözmek değil, çözülmek gerekir.
Bazen yürümek değil, teslim olmak gerekir.
Çünkü insan kendini bıraktığında Hakk’ın tuttuğu fark edilir.
#sevgiyle ve #aşkla
#masiva
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!