Aile Sistem Diziminin Çalıştığı Konular
Aile dediğimiz yapı yalnızca aynı soyadını taşıyan bireylerin bir araya gelmesinden ibaret değildir. Her aile, geçmişten bugüne uzanan görünmez bağlarla örülmüş canlı bir sistemdir. Bu sistemin içinde yalnızca yaşayanlar değil, geçmiş kuşakların deneyimleri, acıları, sevinçleri ve yarım kalmış hikâyeleri de yer alır. Bazen anlam veremediğimiz duygularımızın, tekrar eden ilişkilerimizin ya da hayatımızda sürekli karşılaştığımız benzer döngülerin ardında bu görünmez bağlar bulunabilir. İşte Aile Sistem Dizimi çalışmaları, bu görünmeyen bağları görünür kılmayı ve bireyin kendi yaşam yoluna daha özgür bir şekilde ilerlemesini amaçlayan güçlü bir farkındalık alanı sunar.
Her insan, kendi hayat yolculuğunu yalnızca kendi seçimleri ve deneyimleri üzerinden yaşamaz demiştik; daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi. Bizler, görünmeyen bağlarla birbirimize bağlanmış bir aile sisteminin parçasıyız. Bert Hellinger’in geliştirdiği Aile Sistem Dizimi, bu görünmeyen bağları ve sistemin derin dinamiklerini ortaya çıkarmayı amaçlar, bildiğimiz gibi. Şimdi gelin, bu sistem üzerinden hangi konu başlıklarına çalışmalar yapabileceğimize bir bakalım.
Aile dizimi en çok ilişkilerdeki tekrar eden kalıpları anlamak için kullanılır. Partner ilişkilerinde yaşanan ayrılıklar, bağlanma güçlükleri veya sürekli benzer hayal kırıklıkları; terk edilmeler, aldatılmalar, reddedilmeler, kayıplar ve kavuşamamalar çoğu zaman bizim değil, ailemizden getirdiğimiz bilinçdışı sadakatlerle ilgilidir. Örneğin ebeveynlerin mutsuz evlilikleri ya da terk edilmiş bir anne-baba figürü, farkında olmadan bizim de benzer döngülere girmemize yol açabilir. Dizim çalışmaları, bu görünmeyen bağları açığa çıkararak kişinin kendi kalbini özgürce yönlendirmesini sağlar.
Dizim, para ve meslek konularında da derin etkiler yaratır. Bazı insanlar ne kadar çalışırsa çalışsın maddi olarak ilerleyemez ya da kazandıklarını tutmakta zorlanır. Bu durum genellikle aile sistemindeki para, başarı veya kayıp temalarıyla bağlantılıdır. Örneğin erken ölen bir aile üyesi, savaş veya göç sırasında yaşanan kayıplar, mal kayıpları sistemde bilinçdışı bir sadakat yaratabilir. Bu kayıtlar; aidiyet hissedememek, kendini paraya layık hissedememek, kazancı zorluklarla ve sıkıntılarla elde etmeye yönlendirmek, iflaslar ve aile bireyleri arasındaki bağların parasal kaynaklar nedeniyle kopuşu gibi sonuçları doğurabilir. Örnekler daha da çoğaltılabilir. Dizim çalışmaları, bu görünmez bağları fark etmeyi ve yaşamda akışı yeniden sağlamayı mümkün kılar.
Aile dizimi, bedensel ve psikolojik belirtileri de anlamamıza yardımcı olur. Açıklanamayan sağlık sorunları, sürekli yorgunluk veya ruhsal tıkanıklıklar bazen aile sisteminde çözülmemiş travmaların yansımalarıdır. Kaybolmuş, dışlanmış ya da yas tutulmamış bir bireyin yükü, sonraki kuşaklarda fiziksel ya da duygusal semptomlar olarak kendini gösterebilir. Dizim, bu görünmeyen yükleri ortaya çıkarır ve bireyin kendi yaşamına dönmesine yardımcı olur.
Her aile sistemi, üyelerinin aidiyet duygusuna ihtiyaç duyar. Her bireyin sistemde bir yeri vardır; hiç kimse yok sayılamaz. Dışlanan veya unutulan bir kişi sistemde bir dengesizlik yaratır. Dizim çalışmaları, bu kişilere sembolik olarak yeniden yer vererek sistemdeki dengeyi sağlar ve bireyin kendi yerini keşfetmesine yardımcı olur.
Aile sistemindeki görünmeyen bağlar, yaşamda tekrar eden döngülere yol açabilir. Aynı tür sorunlar, benzer ilişkiler veya hayal kırıklıkları sürekli karşımıza çıkıyorsa, bu çoğu zaman sistemden devraldığımız bir tekrar döngüsüdür. Dizim, bu döngülerin kökenine ışık tutarak bireyin kendi hayatında bilinçli seçimler yapmasını mümkün kılar.
Aile Sistem Dizimi ile yapabileceğimiz çalışmalara örneklerimize daha detaylı bir şekilde diğer sayılarda, yaşanmış hikâyelerden esinlenerek yer vereceğiz. Aidiyet ve duygusal denge çalışmasına bir örnek verelim.
Bir dizimde danışan, kendisini hayatın pek çok alanında ait hissedemediğini ve köklenemediğini belirtip bu konunun kaynağını bulmak istediğini söylemişti. Anamnez sonrası baba soyundan bir erkek atanın çocuk yaşta ailesinden koparılarak evlatlık verildiği bilgisi alanda açıldı. (Alan nasıl açılır, bu bilgilere nasıl ulaşırız ve temsil sistemi nedir; diğer yazılarımızda bunlara da ayrıca kısaca değineceğiz.)
Bu erkek atanın ayrıştırıldığı ve aileden koparıldığı an, bu atada genetik bir kayıt oluşturmuştu ve bu kayıt yeni nesle, yani danışana epigenetik olarak etkileşimde bulunmuştu. (Genetik kayıt ve epigenetik kayıt nedir, buna da diğer yazılarımızda değineceğiz.)
Bu farkındalık, danışanın aidiyet duygusunun atasal bir epigenetik aktarım olduğunu idrak etmesi ve bu enerjinin çözülmesi ile kendisinde büyük bir rahatlama yaratmış, sorunu olarak getirdiği konuya bakış açısını değiştirmişti. Artık danışan şunu biliyordu ki; bu duygu aslında ona ait değildi ve bundan özgürleşmek, kendisini yeniden aidiyet duygusu ile tanıştırabilecekti.
Dizimlerle ilgili örnekler, kişilerin bilgileri tamamen saklı tutularak ve mahremiyetleri korunarak verilmektedir. Sonraki sayılarda farklı örneklerle bu tekniğe bakış açımızı biraz daha netleştirmeye çalışacağız.
Her insan kendi hikâyesini yazarken aslında atalarının hikâyelerinin izlerini de taşır. Bazen bu izler bir yük gibi hissedilir, bazen de görünmez bir rehber gibi yolumuzu aydınlatır. Aile Sistem Dizimi çalışmaları, bu izleri fark etmeyi ve geçmişin gölgesinde kalmadan kendi hayatımıza sahip çıkmayı mümkün kılar. Çünkü kişi sistemdeki yerini gördüğünde ve kendisine ait olmayan yükleri bıraktığında, hayatın akışı yeniden kendi yönünü bulmaya başlar. Belki de özgürleşmenin ilk adımı, bize ait olmayanı saygıyla geride bırakabilmektir.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!