Devrim Dayıoğlu’nu biraz daha yakından tanıyabilir miyiz? Astroloji yolculuğunuz nasıl başladı ve sizi bu alanda derinleşmeye iten kırılma noktası neydi?
Aslında mesafeli olduğum bir süreçti. Öncesinde yolculuğum şifa ile başladı. Sonrasında okült ve ezoterik öğretiler girdi hayatıma, bu döngünün belli bir matematiği olmak durumunda diyerek. Kutsal geometri, fraktal geometri vb. Zaten matematikle hep aram iyiydi, 2012 yılında yine benim öğrencilerimden olan bir arkadaşım bana boyum kadar bir kitap yüklemesiyle geldi. Hatta harita okumayı ve elle harita çizmeyi öğrenmiştim kendi kendime. Kendi kendime kitaplar okumaya başladım, sonra bayağı bayağı sardı. 2013'te ufak ufak eğitim nedir, ne değildir derken temel astrolojiyi böyle kitapları okuyarak az çok oturttum. Sonra Okült Astroloji devreye girdi ve akabinde tabii ki Oğuzhan Ceyhan ile olan yolculuğum başladı. Özellikle takım yıldızlar ve sabit yıldızlar ile alakalı kaynaklardan sürekli araştırmama rağmen kafamda oturtamadığım noktada çekildim. Ondan beridir de zaten, ben tabii ki kendi yolumda ilerliyorum ama Oğuzhan Hocam ile de sürekli istişare içindeyim. Kırılma noktası dediğim gibi bu olan biteni belli bir matematiğe oturtma sevdası diyelim. Eş zamanlılıklar ve semboller hep takip ettiğim şeylerdi. Bütün bunların birleştirilmiş hali astroloji bana gerçekten doyurucu bir kafa açtı.
Astrolojinin psikolojiyle kesiştiği noktada sizi en çok besleyen kuramlar veya düşünürler hangileri oldu?
Ben zaten psikoloji kitapları okuyarak büyüdüm. İlk üniversite tercihim de psikolojik danışmanlıktı (PDR idi). Tabii orada tam aradığımı bulamadığım için tiyatroya yöneldim ve tiyatro okudum. Tiyatronun temelinde de mitler vardır dolayısıyla hiç de yabancısı olmadığım bir alt metin. Burada her şeyden önce insanlığı yönlendiren, mitoloji ve mitolojinin getirdiği arketipler noktasına baktığımda Edgar Cayce benim için önemli. Jung tabii ki önemli. Ama diğer taraftan hem doğu hem batı mitolojisi, aynı zamanda Türk mitolojisi beni hep ilgilendirdi. Çünkü baktığımızda psikoloji astrolojiden sonra gelişmiş, oturtulmuş bir sistem ve onların da temeline baktığımda hep o arketipleri görüyorum. Daha çok 12. evi, 8. evi yüksek kişilerin yarattığı sistemler beni her zaman celbetmiştir.
Bir danışana “asla söylemem” dediğiniz şey nedir? Astrolojik danışmanlıkta sizin için kırmızı çizgi olan etik noktalar var mı?
Tabii ki çok ağır bir hastalık ya da ölümle ilgili bir şey söylememek etik kural. Ama astroloğun şöyle bir özgürlüğü var: Her gördüğümüzü söylemek durumunda değiliz, o biraz akışla alakalı. Kişinin bu konuda nasıl davranıp davranamayacağı ya da karşılayıp karşılayamayacağıyla alakalı.
Astrolojik öngörü ile kehanet arasındaki çizgiyi siz nasıl tanımlıyorsunuz?
Astrolojik öngörü önceki döngülerde olup bitenlerle bağlantılı olarak bugünü ve bugünden de geleceği bağlamadır. Eş zamanlılıkları ve eş zamanlılıkların getirdiği, tekrarlı durumların getirdiği sembolizmaları okumaktır. Kehanet daha çok zihne düşen bir vizyonun, bir hissiyatın, bir duru görünün en belirgin şekilde kişinin kendisine bunu fısıldamasıdır. Kehanet zaman söylemez, kehanet yalnızca vizyonla gelir. Yani net bir şekilde işte 2026'nın Mayıs ayında gibi bir şey söylemez, kehanetin doğasına aykırı bir şey. Bir de kehanetin doğasında hep kişiyi korumak olduğu için, orada hayatta kalma dürtüsü olduğundan kehanet daha çok olumsuz şeyler üzerinedir. Ama astrolojik öngörüye baktığımızda biz şanslı olabilecek, bereketli olabilecek tarihleri de belirliyoruz. Yani okült açıdan yaklaştığımızda haritayı kalkındıracak tarihleri de belirlediğimiz için ikisi bambaşka.
Modern astroloji ile geleneksel astroloji arasındaki en temel kırılma sizce nerede ortaya çıkıyor?
Modern astroloji daha yüzeysel bir bakış açısına sahip. Geleneksel astroloji dediğimizde doğu ile batıyı birleştirmiş, benim de içinde olduğum sistemi kastettiğinizi anlıyorum bu söyleminizden. Daha kapsamlı, daha derin, enkarnasyon noktasında ne olmuş, biz ne yapmışız da bu dünyaya gelmişiz ve bu dünyada yol alırken nelere dikkat etmeliyiz şeklinde ruhsal yolculuk üzerinde fazlaca durur. Karma - Dharma ikileminin üzerinde fazlaca durur. Ama modern astrolojinin böyle bir kaygısı yoktur. O daha bugüne ve geleceğe odaklıdır, modern astrolojide geçmişte ne olduysa oldu, şimdideyiz gibi bir bakış açısı var. Ama şimdiyi anlayabilmek için geçmişimizde neler olmuş, daha da önceki hayatlardan getirdiğimiz etkiler derken daha yoğunluklu bir açılım olur. Ama tabi bu ihtiyaçtan ihtiyaca, frekanstan frekansa da değişen bir şey.
Astrolojinin bilimsellik eleştirilerine verdiği en güçlü cevap sizce hangi noktada ortaya çıkar?
Tam da bu söylediğim şey çünkü boşa atış yapmaz astroloji. Daha önceki yıllarda, yüzyıllarda olmuş olayların göstergesinin tekrarlanmasıyla bağlantılı bir açılım getirir. İşin içinde istatistiki veri de vardır ve zaman hepimizin bildiği gibi lineer akmaz, spiraldir. Dolayısıyla spiralde otomatik olarak benzeş yerlere değecektir. O benzeş yerlerde de bugünün kalitesiyle yine benzeş olayları getirecektir. Dolayısıyla bu bir hurafe falan değil baktığımızda. Bilim de değil çünkü bilim kanıt ister. Burada kanıttan ziyade o sosyolojik açılımların da getirdiği tekrarlamalar üzerinde durulabilir.
Harita yorumunda etik sınırlar nerede başlar, nerede biter?
Harita yorumunda tabii ki her kişi bambaşka bir yolculuk, onun genel yapısıyla alakalı bu konu değerlendirilmeli. Ama kişinin girmek istemediği konular olduğunda girmemek gerekir, ne olursa olsun bir özel hayat mevzusu var, sınırları orada bilmek gerekir ve danışanın izin verdiği kadar yol almakta fayda var. Onu zaten deneyim sahibi olan ya da iletişim yöntemlerini iyi kullanan biri rahatlıkla yönetebilecektir diye düşünmekteyim. Her şeyden önce dediğim gibi ölüm kalım mevzularından uzak durmak gerekir. Danışmanlık anında orada iki kişiyiz ama orada bir başkası üzerinden yapılacak yorumlara da dikkat etmek gerekir. 18 yaş üstü çocuklar için özellikle yorum yapılmamalı. 18 yaş altı çocuklar için bakılacaksa yanında velisi olmalı. Bir başkasının alanına girecek şekilde yorumlardan tabii ki uzak durulmalı ve kişinin de her ihtimalde belli bir sınırı vardır. Bir de yönlendirme ile alakalı yani gelen kişinin ihtiyaç belirlenmesinde başlangıçta astrolog sınırlayıcı olmalı, yönlendirici olmalı. Yoksa sabaha kadar konuşabiliriz haritanın en ince noktasına kadar, hedef ve fayda odaklı gidilmeli.
Bir doğum haritasına baktığınızda önce teknik yapı mı görünür, yoksa bir insanın hikâyesi mi?
Bir doğum haritasına baktığımızda bir insanın hikayesi görülür, teknik yapı onu destekler. Çünkü sonuçta ruhsal bir yaklaşım da söz konusu. Aslında çoklu bir yaklaşım söz konusu, ruhsal, psikolojik, bunun dışa vurumu... Somut olarak kişinin alabileceği etkiler, kişinin verdiği tepkiler, ilişkiler derken çok yönlü; dolayısıyla bir insanın hikayesidir.
Transitlerin gerçekten dönüştürücü olduğuna inanıyor musunuz, yoksa yalnızca potansiyelleri mi görünür kılarlar?
Tabii ki, hem dönüştürücü hem de potansiyelleri görünür kılar. Dönüştükçe potansiyeli ortaya çıkacağı için bu sorunun yanıtı tümüyle evet. Her iki noktada çalışır.
Kolektif astrolojik göstergeler bireysel haritaları sizce ne ölçüde etkiler?
Aynı geminin içinde olduğumuzdan dolayı tabii ki etkileniriz ama her birey ayrıdır, biriciktir. Örneğin bir bölgede bir deprem olmuştur ama bireysel anlamda da o kişi ev almıştır şeklinde gibi düşünmekte fayda var yani biriciklik yasası da burada ön plana çıkar ama kollektiften aldığımız etkiler özellikle bazı döngülerde kendisini daha belirgin gösterir mesela şu an içinde bulunduğumuz kırılma noktasını yaşadığımız döngülerde olduğu gibi.
Sosyal medyada popülerleşen ve hızla tüketilen astroloji dili hakkında ne düşünüyorsunuz?
Vallahi o hep vardı yani popülerleşen insanla ilgili her sektörde ya da insanla ilgili her alanda popülerleşen yaklaşım her zaman olur. Astroloji tabii ki buna daha müsait demek, yalnızca burçlar üzerinden yapılan astroloji artık çok geride kalmasına rağmen hala rağbet gören bir şey. Bir de astroloji gerçekten prim yapmak anlamında çok konforlu bir şeydir de ama astrolojinin bir de diğer tarafı Satürnyen olduğu için bunu kolay affetmez, kolaylıkla da al aşağı edebilir. Dolayısıyla tabii ki itinalı yaklaşılması gereken bir durum söz konusu. Burada dediğim gibi insanın biricikliğini ön plana çıkararak sosyal medyayı araç olarak kullanmak daha mantıklı. Çünkü astroloji ünlenmek için ya da belirttiğiniz gibi hızlı tüketilmek için insanoğluna sunulmuş bir hizmet değil. Bizim kendi hayat yolumuzda, yolumuzu rahatlatabilmek, sağlık noktasında kendimizi anlayabilmek ve başımıza geleceklerimiz öngörebilmek adına kurulmuş bir sistem, büyük hakaret diye düşünmekteyim kendi adıma.
Astrolojik sembollerin mitolojiyle bu kadar güçlü bir bağ kurmasının sebebi sizce nedir?
Her şey bir masaldan ibaret baktığımızda yani Neptünyen bir dünyada yaşadığımız gibi. Bu Neptünyen dünya içinde Satürn'ün etkileri ile çizilmiş belli bir esaret alanındayız. İşte bu o Satürn'ün altında, esaretin altındaki alt metni yani %95'lik bilinçaltını oluşturan, mitolojideki arketipler. Örneğin kurban bilincinden söz ederiz, Medusa'nın hikayesi vardır, Andromeda’nın hikayesi vardır. Zeus ile diğer kadınların arasındaki ilişkiye baktığımızda erkeğin tohumlama sürecinin en üst seviyelerini görürüz, ilk aklıma gelenleri söylüyorum. Ya da mafyamatik eylemler, maşa olarak tutulan adamlar, kiralık katiller mesela işte Kratos'tur, Perseus takımyıldızıyla alakalıdır. Dolayısıyla bütün bunlar zaten bizde var olan yapılar. %95'lik alan içerisinde kollektif bilinçaltında bu arketipleri rahatlıkla görmekteyiz.
Satürn sizin için gerçekten bir öğretmen mi, yoksa sınır koyan bir ilke mi?
Satürn için her ikisine de evet. Gerçekten sağlam bir öğretmen ve sınır koyandır. Öğretmen dediğiniz zaten sınır koyar. Sınır koymadan da bir şeyi somutlaştırmak ve ortaya çıkarmak mümkün değildir. Dolayısıyla Satürn’e sitemde çok ihtiyaç var ama tabii zorlayıcıdır.
Plüton dönüşümlerinin dramatize edilmesi sizce gerekli mi, yoksa bu süreçler çoğu zaman yanlış mı anlatılıyor?
Plüton’un karşısında durabilecek bir güç yok, son gezegenimiz ve kaderdir. En güçlü noktadan söz ediyoruz burada. Dolayısıyla hani olan oluyor, önüne geçebilmek mümkün olmadığı için koşullara göre dans çalışmalı orada. Dualitesinde ne geliyorsa eyvallah kafası çalıştırmalı.
“Ruhsal evrim” kavramını astrolojik olarak nasıl temellendiriyorsunuz?
Astroloji kendi içinde dallanıp budaklanmış bir yapı. Bunun Sabian’ı var, Horary’si, Draconic astrolojisi var, reenkarnasyon noktasından bakabiliyorsunuz, medikali var, finansalı var, özel psikolojik astroloji derken bütün konuları harmanladığımızda kişinin kendisini anlayabilmesinde en önemli araçlardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Harita okumak sizce daha çok sezgi mi gerektirir yoksa metodoloji mi?
Her ikisini de gerektirir, önce metodolojiyi, metodoloji ile birlikte zaten astrolojiyle uğraştığınızda o sezgisel alan genişler, siz de dönüşürsünüz. Yani astroloji öğrenmek yalnızca teknik öğrenmek demek değildir. Astroloji ile siz de değişir dönüşürsünüz ve diğerlerine hizmet ediyorsanız sezgi alanınız da otomatik olarak genişler. Her ikisi birlikte çalıştırılmalı.
Astrolojiyi yeni öğrenen biri en çok nerede yanılmaya yatkındır?
Teknikler arasında yanılmaya yatkındır ve özellikle açıların zorluğundan şikâyet eder ama oysa ki tam kırılma noktası odur. Teknikler dediğim, çok fazla bilgi yüklemesi olduğu için onların içinde kaybolur ve açılarda özellikle çok ciddi bir yanılma yaşar. Ama astrolojinin çalışabilmesi için de bunu öğrenmek şarttır, içselleştirmek şarttır her şeyden önce.
Astrolojik semboller sizce zamansız mıdır, yoksa kültür ve dönemlere göre anlam değiştirir mi?
Astrolojik semboller kesinlikle zamansızdır. Kültür ve dönemlere göre anlam değişebilir. Zaman zaman sembollerin dilinin yumuşadığını, zaman zaman sertleştiğini öngörebiliriz ama zamansızdır.
2025–2026 dönemini kolektif bilinç ve bireysel dönüşüm açısından nasıl okuyorsunuz?
Sistemde 20 yıllık sabitkıran döngüleri olur. Biz 2025’te bunun ilk döngüsünü yaşadık yani ilk çatışma noktasını gördük. 2026 aynı zamanda farklı bir sabitkıran enerjisi ve büyük gezegenlerin enerji değişimini de getirdiği için direkt kollektifteki büyük bir değişimi anlatıyor yani geriye dönüp baktığımızda 1700'lü yıllar devreye giriyor. 200 yıl öncesi devreye giriyor derken çok önemli bir süreç artık 2026. Özellikle 2. Dünya Savaşı'nda oluşmuş yapının yıkıldığını ve yeni bir yapının kurulmakta olduğunu göreceğiz ve tabii bu tarz döngüler ponçik ponçik (kolaylıkla) gelmez. İnsanlığı zorlayacak şekilde çatışmasıyla, tantanasıyla ve maalesef ölümleriyle gelir. Kollektif bilinçte çok ciddi bir değişim ve yükseliş olmakla birlikte tabii elenenler de olacaktır. Bireysel dönüşümde ana mevzu hayatta kalma, survivor modunda olacağız çocuğumuz. Ya savaş ya kaç ya da don modunda olacak. Ona ayak uydurabilen tabii ki eliminasyonundan kurtulacak ama doğal seleksiyon zamanındayız kabaca baktığımızda.
Astrolojiyi hiç bırakmayı düşündüğünüz bir dönem oldu mu? Olduysa sizi o noktaya getiren şey neydi?
Hiç bırakmayı düşünmedim astrolojiyi. Hatta ilk astrolojik haritaları çözmeye başladığımda ki söz etmiştim, kendi kendime çözmeye başlamıştım üzerine tuğla koydukça. Bu sistem beni rahatlıkla gömebilir. Zihnimi rahatlatan önemli bir dinamik benim için astroloji. Dolayısıyla bırakmayı düşündüğüm bir dönem olmadı ama şöyle söyleyeceğim, özellikle Boğa- Akrep tutulmalarının başladığı 2021 Kasım ayı itibariyle gökyüzünün sertliği yoruyor. Çok yorucu ve sürekli dengelemek gerekiyor, nasıl söylenmesi ile ilgili sürekli bir reçete yazmak gerekiyor. Bu anlamda biraz daha yorucu, ruhsal olarak daha yorucu bir akışta.
Eğer astroloji olmasaydı, hayatınızı anlamlandırmak için hangi disipline yönelirdiniz?
Yüksek ihtimalle felsefe, mantık, sosyoloji, psikoloji karışımı bir şey yapardım. Kendime ait bir sistem oluştururdum astroloji olmasaydı.
Astrolojide “kader” kavramı sizce gerçekten var mı, yoksa haritalar yalnızca olasılıkları mı gösterir?
Kader kavramı her zaman var. Kader kavramı Güney Ay Düğümü – Kuzey Ay Düğümü dediğimiz değiştirilemez bir gerçekliktir. Tabii ki bu yolda giderken biz bu hayatı beyaz tonda mı, gri tonda mı, siyah tonda mı, ağırlıklı hangi tonda yaşıyoruz, olasılıklarda cüzi irade çok önemli bir potansiyeldir. O belirleyicidir baktığımızda. Kaderin de nitelikli yaşanması gibi bir durum söz konusu, ne demiştik “kader gayrete aşıktır ama değiştirilemez”.
Bir astroloğun en büyük sorumluluğu sizce nedir: Bilgi vermek mi, farkındalık yaratmak mı?
Farkındalık yaratmak tabii çok iddialı bir kavram. Olabildiğince ben onu şöyle açıklamak isterim; bilgi zaten verilir, yani eğitmen astrologsan bilgi zaten verirsin. Şöyle anlatmakta fayda var; gelen kişiye rehberlik yapabilmek, bilgiyle de ya da yapılan danışmanlıklarda rehberlik yapabilmek en büyük sorumluluktur.
Günümüzde astrolojinin en büyük tehlikesi sizce nedir: Yüzeyselleşmesi mi, yoksa yanlış yorumlanması mı?
Yüzeyselleşmesi tabii ki. Günümüzde astrolojinin en büyük tehlikesi yüzeyselleşmesi, çok kolay harcanabilir olması. İnsan bile çok kolay harcanabiliyor maalesef şu içinde bulunduğumuz döngüde. Yanlış yorumlandığı zamanlar da olur tabii ki. Astrolojinin kuralından gittiğinizde zaten çıkacağınız kapı aynıdır, o yüzden yüzeyselleşmesi.
Astroloji gerçekten insanı özgürleştirir mi, yoksa bazen kader fikrini güçlendirerek insanı sınırlayabilir mi?
Kendinizle yüzleştiğiniz noktada özgürleşirsiniz. İçsel özgürlüğü sağlamakta bire birdir. Çünkü sorumluluk almak durumunda kalırsınız. Çünkü özgürleşmek için sorumluluk almak gerekir. Astrolojiyi gerçekten idrak ederek hayatınıza dahil ettiğinizde, öğrendiğinizde aslında her şeyin sizinle ilgili olduğunu, her şeyin sizin yansımanız olduğunu gördüğünüz andan itibaren dışarıda suçlanacak hiçbir şey olmadığını görürsünüz. “Dışarıda hiçbir şey var” mantığı daha ağır basar, sistemle kavganız günden güne azalır, bir noktada biter. Ben bittiği noktadayım kendi adıma konuştuğumda. Evet kendi kaderimi görüyorum, kendi kaderimin farkındayım ama az önce söylediğim gibi, bu kaderimi hangi kalitede yaşayacağımla ilgili benim de bir özgürlük alanım var. Astroloji bunu söyler.
Sizce astrolojinin bugün en çok yanlış anlaşıldığı nokta nedir?
Astroloji, olasılıkların üzerinden gider, eşzamanlılıklarla bunu takip eder ve bunu sembollerle açıklar. Önümüzdeki en yüksek olasılıklar üzerinde durur. Önümüzdeki en yüksek olasılık da %80’e kadar çıkabilir usta gözler olduğunda. Ya da sistem bazen çok açık şekilde kendini ayan beyan gösterir. Zaten her şey yazılmış ve bitmiş bir oyunun içindeyiz dolayısıyla biz olmayanı göremeyiz. Buradaki olay gayb ile ilgilidir. Astrolojinin söylediği en yüksek olasılıkla gayb insanlar tarafından çok karıştırılan bir kavram. Biz gaybı bilemeyiz, kimse bilemez gaybı. Nasıl anlarsınız biliyor musunuz? O kul ile, inşallah insan olabilen kullardan oluruz, Tanrı arasındaki, İlahla olan aramızdaki bağlantıda gizlidir. Herkesin kendi özelinde çalışır, onu astroloji göremez. Kişi içsel olarak bu bilgiye sahiptir ama o da her zaman kendini göstermez. Çünkü gaybdır saklı, gizli olandır. İşte astrolojinin en çok yanlış anlaşıldığı nokta budur.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!